Epilepsi Halk arasında "sara" olarak da bilinir. Epilepsi nöbeti, kısa süreli beyin fonksiyon bozukluğuna bağlıdır. Bir grup beyin hücrelerinin aniden başlayan, geçici, anormal elektrik deşarjları (boşalımları) sonucu ortaya çıkan bir klinik durumdur.

Epilepsi hastalığı ise,birden fazla ortaya çıkan, tekrarlayan epileptik nöbetleri tanımlar. Epileptik nöbetler gündüz, gece veya hem gece hem de gündüz ortaya çıkabilir.

Epilepsi Hastalığının sıklığı nedir ve kimlerde görülür?

Epilepsi hastalığı, erkek ve kadınlarda ırk ayrımı olmaksızın eşit olarak görülmektedir. Epilepsi hastalığı, dünya nüfusunun yaklaşık %1'ini etkiler. Her yıl, 100.000 kişinin yaklaşık 45’ine epilepsi hastalığı tanısı konulmaktadır. Epilepsi nöbetleri herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir ama sıklıkla gençler ile ileri yaştakiler etkilenir.

Ayrıca, bilinmesi gereken önemli bir nokta şudur ki; toplumdaki her 20 kişiden biri, hayatının herhangi bir döneminde, bir defaya mahsus olmak üzere epileptik nöbet geçirebilir ve bu nöbet bir daha hiç tekrarlamayabilir. Bu yüzdendir ki, ‘’epilepsi hastalığı’’ tekrarlayan epileptik nöbetleri tanımlar.

Epilepsiye neden olan faktörler nelerdir?

Epileptik nöbetlerin kaynağı beyindir. Dolayısıyla, beynimizin düzenli çalışmasını etkileyecek herhangi bir durum, epileptik nöbetlere neden olabilir.

Ancak epilepsi hastalığı tanısı almış bireylerin yaklaşık yarısında, herhangi bir neden tespit edilemeyebilir.

Genetik gelişimsel anormallikler, anne karnında iken maruz kalınan enfeksiyonlar, toksik maddeler, beyin hücrelerinin daha ilk başlarda gelişmesini etkileyip, doğumdan sonra epilepsi hastalığının ortaya çıkmasına neden olabilir. Doğum sırasında bebeğin oksijensiz kalması, doğumdan sonra geçirilen beyin enfeksiyonları (menenjit, ensefalit), kafa travmaları, zehirlenmeler (ağır metaller, karbon monoksit vb.), beyin tümörleri, inme (beyin kanamaları ya da beyin damar tıkanıklıkları) bazı ilaçlar, aşırı alkol tüketimi, metabolik bozukluklar epileptik nöbetlere yol açabilir.

 

Epileptik nöbetlerin tipleri nelerdir?

Epileptik nöbetler, genellikle beynin etkilendiği bölgenin ismi ile ya da ortaya çıkardıkları klinik tablolara göre adlandırılırlar.

Temelde akılda tutulması gereken nöbetlerin iki çeşit olduğudur: Bunlar parsiyel (yani beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler) ve jeneralize (beynin genelini etkileyen nöbetler) nöbetlerdir.

Nöbet tipinin bilinmesi büyük önem taşımaktadır. Çünkü muhtemelen bu hangi epilepsi ilacının daha etkili olacağı konusunda yol göstericidir.
Parsiyel nöbetler vücudun belirli bir bölgesini tutar.

Örneğin bir ayakta ya da kolda kasılmalar, kol veya bacakta uyuşma-karıncalanma, yanma ve nadiren ağrı gibi kısa süren belirtiler, deride renk değişiklikleri (kızarma-solma), kan basıncı değişiklikleri, ani korku, daha önce olmamış bir olayı olmuş gibi (deja-vu) ya da daha önceden olan bir olayı olmamış gibi (jamais-vu) hissetme, hoş olmayan koku veya tat hissetme, mideden yukarı doğru yükselen, tarifi güç, hoş olmayan bir his, başın bir yöne doğru çekilmesi, kolun yukarı kalkması, yalama, yutkunma, ağız şapırdatma gibi hareketler, elbisenin düğmeleri ile oynama, elbiseyi çekiştirme,sadece bilinç bulanıklığının eşlik ettiği bir çok çeşit parsiyel epileptik nöbetler oluşabilir.

Jeneralize nöbetlerde bilinç kaybı ile birlikte ani olarak dalma, tüm vücutta kasılma ve atımlar, sıçramalar oluşabilir. Hastalarda, bu nöbet sırasında ağızdan köpük gelmesi, dilini ısırma, hastada idrar ve/veya gaita kaçırması gözlenebilir.

Epileptik nöbetleri neler tetikleyebilir ?

Kullanılan epilepsi ilaçlarının atlanması, uykusuzluk, uyku düzensizliği, düzensiz beslenme, öğün atlama, kan şekerindeki düzensizlikler, aşırı alkol tüketimi, uyuşturucu ya da uyarıcı madde kullanımı, tekrarlayan çok parlak ve şiddetli ışık uyaranları (disko ışıkları, video oyunları gibi), enfeksiyonlar ve ateş yüksekliği sıklıkla nöbetleri tetiklediği bilinen faktörlerdir.

Epilepsi tanısı nasıl konulur?

Epilepsi tanısını koyduran tek başına bir test yoktur.
Epilepsi tanısı konulurken, hastanın nöbetlerini gören bir kişiden alınacak bilgiler çok değerlidir. Bu yüzden, hastanın nöbetine şahit olan kişinin alacağı notlar, mümkünse kaydedeceği video kaydı (günümüzde cep telefonu ile kolayca çekim yapılabilmekte ve nöbetlerle ilgili değerli bilgilere ulaşılabilmektedir) tanıya oldukça yardımcı olacaktır.

Epilepsi tanısında başvurulan ilk tetkik yöntemi, hastanın saçlı derisine elektrotlar yerleştirilmek suretiyle yapılan, beynin elektriksel aktivitesinin kaydedildiği Elektroensefalografi (EEG)’dir. EEG tetkikinin amacı, beyinde epileptik nöbete neden olabilecek anormal deşarjların tespit edilebilmesidir. Ancak EEG tetkiki kısa süreli (yaklaşık 20 dakika süren bir tetkiktir) ve hastanın beyninin o zaman dilimi içerisindeki aktivitesinin kaydedildiği bir tetkik olduğu için çekim sırasında herhangi bir anormallik ortaya çıkmayabilir.

Bu nedenle tanıya yardımcı olmak amacıyla EEG çekimleri belli aralıklarla tekrarlanacağı gibi; hasta, doktor tarafından belirtilen süre boyunca uykusuz kaldıktan sonra çekilen EEG ya da uyku esnasında çekilen EEG ile tanı koyma şansını artırmak mümkündür. Epilepsi tanısında altın standart yöntem, EEG video monitörizasyondur. Bu yöntem ile kişinin beynin elektriksel aktivitesi kaydedilmesi esnada video çekimi de yapılmaktadır. Çekim süresi nöbet gözlenene kadar uzatılabilir. Bu süre içerisinde günlük aktivitelerine devam edebilir. Herhangi bir nöbet durumunda, beyin dalgaları ile eşzamanlı kaydedilen nöbetin görüntüleri karşılaştırılarak, kişinin bayılmasının epilepsi olup olmadığı, epilepsi ise hangi tip epilepsi olduğu tanısı konulmuş olur.

Epilepsi tanısının konulmasında kullanılan görüntüleme yöntemleri (Bilgisayarlı Beyin Tomografisi, Beyin manyetik Rezonans Görüntüleme –Beyin MR), altta yatan herhangi bir yapısal bozukluğun tespiti için önemlidir.

Epilepsi nasıl tedavi edilir?

Epilepsi tedavisinde ilaç tedavisi ve bazı seçilmiş hastalarda cerrahi tedaviler kullanılmaktadır. Günümüzde birçok epilepsi ilacı mevcuttur. Ancak şu bilinmelidir ki en yeni ilaç en iyi ilaç değildir. Hastanın yaşı, diğer hastalıkları, nöbetinin tipine göre seçilmiş ve nöbetini durduran ilaç hasta için en uygun ve en iyi ilaçtır.

Epilepsi hastalarının %70-75’inde sadece tek bir ilaç ile nöbetler kontrol altına alınabilmektedir. Bazı durumlarda ikinci, hatta üçüncü bir ilacın tedaviye eklenmesi gerekebilir.

Eğer ilaç tedavisi altında iken nöbetler birkaç yıl (hastanın durumuna göre 2-4 yıl gibi) hiç görülmezse, doktor kontrolünde uygun olduğu düşünülen hastalarda ilacın azaltılıp kesilmesi denenebilir.

Bazı hastaların ise uzun süreli veya ömür boyu epilepsi ilaçlarını kullanmaları gerekebilir. Hastalar ilacını almayı asla aksatmamalıdır. İlacın herhangi bir yan etkisini hissettiğinde ise ilacını kesmeden önce mutlaka doktoruna başvurmalıdır. Çünkü epilepsi tedavisinde kulanılan ilaçların ani kesilmesi, ağır veya durdurulamayan nöbetlere neden olabilir.

Epilepsi tedavisinde kulanılan ilaçlar bazı ilaçlarla etkileşebildiği için, başka bir nedenden dolayı bir ilaca başlanması durumunda hastanın doktoruna başvurarak bu ilaçların epilepsi ilaçları ile etkileşip etkileşmeyeceği sorulmalıdır.

Epilepsi tanısı olan bir bayanın gebelik düşünmesi durumunda gebe kalmadan önce ilaç tedavisinin yeniden düzenlenmesi için mutlaka Nöroloji uzmanına başvurmaları gerekir
Cerrahi yöntemler ise seçilmiş hasta gruplarında uygulanır. Epilepsi cerrahisi genellikle ilaca dirençli nöbetleri olan hasta grubunda uygulanmaktadır. Cerrahi planlaması video-EEG yöntemi ile ayrıntılı izlem, beyin görüntülemeleri ile planlamalar sonrası uygun bulunan hastalarda uygulanır.

Epilepsi hastaları nelere dikkat etmelidir ?

Epilepsi hastalarının her zaman yakınlarında olan kişilere hastalıkları ile ilgili bilgi vermesi ve acil bir durumda yapılacaklar ile ilgili bilgilendirmesi uygun olacaktır.

Bir epilepsi hastası doktorunun önerdiği ilaçları düzenli kullanması nöbetlerin önlenmesi için çok önemlidir. Nöbetleri tetiklediği bilinen uykusuzluk, açlık gibi durumlardan mutlaka kaçınmalıdırlar.Alkol alınan ilaçların etkisini azaltabileceğinden, yoğun alkol alımından kaçınılmalıdır.Havuza, denize girerken mutlaka yanlarında biri olmasını önermekteyiz.Sık nöbet geçiren hastaların trafikte bir kaza nedeniyle kendilerine ve başkalarına zarar vermemeleri için bu dönemlerde araba kullanmamaları önemlidir.

Bir epilepsi hastası burda belirttiğimiz basit ama önemli öneriler ve uyarılara uyduğu takdirde hayatını diğer insanlardan farksız şekilde sürdürebilir. Nöbet geçirme durumunda risk oluşturabilecek yükseklik veya dalma, suyla ilgili meslekler ve sporlar dışında sporla uğraşabilir , meslek ve okul hayatını rahatlıkla sürdürebilir. Epilepsi hastaları çocuk sahibi olabilirler. Ancak mutlaka gebelik planından önce doktorları ile görüşmeli ve yakın takiplerine devam etmelidirler.

Epilepsi nöbeti geçiren bir kişiye nasıl müdahale edilmelidir ?  

 

Öncelikle sakin olmak hastaya yapılacak en önemli yardımdır.
Özellikle büyük nöbetler sırasında hastanın ağzından gelen köpük ve sekresyonların hastanın boğazına kaçmasını engellemek ve rahat nefes almasını sağlamak için hastayı yan yatırılmalıdır.

Hastanın nöbet sırasında kendini yaralamasını ve başını çarpmasını engellemek için başı ve gövdesi desteklenmeli mümkünse yumuşak bir yerde yan yatırılmalıdır.

Çenede kilitlenme olması durumunda, kaşık, tahta bir cisim veya elle hastanın ağzının açılmaya çalışılması doğru değildir. Bu hem müdahaleyi yapan kişinin hem de hastanın yaralanmasına neden olabilir, bu sırada kırılan bir diş veya oluşan bir kanama nefes almayı daha da güçleştirebilir.

Nöbet sırasında çabuk uyanması için hastanın yüzüne su atmak, soğan koklatmak, tokat atmak uygun davranışlar değildir. Nöbet beyindeki elektriksel aktivite nedeniyle olduğu için bu aktivitenin sonlanması ile nöbet bitecektir. Hastanın yüzüne su atmak vb. müdahaleler ile nöbet sonlanmaz.

Genelde nöbetler 1-3 dk içinde sonlanırlar. Ancak 5 dk üzerinde devam eden nöbetlerde hastanın hızlıca bir sağlık kuruluşuna ulaştırılması ve ulaştırılırken de burada belirttiğimiz müdahalelere dikkat ederek izlenmesi önemlidir.

 

 

 

KAYNAK:......alıntı

Bu sitede yer alan bilgiler sadece genel bir bilgilendirme amaçlıdır. Herhangi bir teşhis koyma veya tedavi etme amacı bulunmamaktadır.